İnternetteki Kadın Teşhirciliği

09
07 - 2007

Gün geçmiyor ki internet üzerinde birşeylerin akımı başlamayagörsün.  Vaktiyle karı kız tavlama aracı olan internet -ki hala kimi güzide insanlarımız nazarında bu kanı değişmiş durumda değil- son zamalarda duyarlı yurdum genci tarafından yazılan yazılarla donatılmış durumda. Bu duyarlı gençlerimiz herşeye kızmakla geç kalmıyor , her başarısız olgunun üzerine atlamayı bir hak görüyorlar kendilerinde. Lafımız elbetteki iki lafın belini kırmayı usulüne göre yapanlara değil. Bunu bir moda akımı haline getiren yurdum gençliği soluğu her siteye/ bloğa ardı arkası kesilmeyen ahlak bekçisi tadında yorumlar bırakmaya başlıyor. İşi çığrından çıkarmak adeta bir görev onalr için. Ve başarıyorlar da!
Son günlermizin en moda akımı internetteki "kadın teşhirine son!" başlıklı yazıklar. Evet internetteki her yere donatılmış kadın resimlerinin gözümüze gözümüze sokulmasından çok hoşnut olmadığımı da söylemeliyim bu noktada. Çok meraklı değilim açıkcası bir haber okurken alt tarafta belimiş bir üstsüz yakalanmış "Tuğba Özay" hanfendiyi görmeye. Zaten o ve benzeri manzaraları görmek istesem gireceğim site elbetteki haber sitesi olmayacaktır. İlkokul çağındaki bir oğlan çocuğu bile biliyor bunu.

devamı >



Sistem, sadaka, bahşiş, vicdan vs vs vs...

09
07 - 2007

Sınıfsal ayrımları, gelir dağılımları arasındaki uçurumları kendi çabamızla çözmeye çalışıyoruz aklımızca. Zor durumda olanlara para topluyoruz. Lokantada hesap öderken bahşiş bırakıyoruz. Eski ya da kullanmadığımız ya da modası geçmiş kıyafetlerimizi ihtiyacı olanlara veriyoruz. Onların hislerini, gururlarını, içine düştükleri durumu hesap etmeden. Olsun, kendi vicdanımızı rahatlatıyoruz ya o yeter bize.
devamı >



Medya Meydanda...

08
07 - 2007

Geçen gün müstakbel müşterilerimden bir grupla oturmuş Türkiye'mizin bugünü ve geleceği üzerine dış politika ağırlıklı bir sohbet yapıyorduk.
Hepimiz başımıza neler gelecek modundayken konu döndü dolaştı ve Türk medyasına geldi. Nam-ı değer Mütareke basınına Türk kelimesini yakıştıramadığımdan bundan sonra medya demekle yetineceğim.
Kimle konuşsak aynı cümleler dökülüyor ağızlarından. Ortak akıl, orta kulaktan geçenlerle ağız birliği aklına dönmüş. Hiç kimse farkında değil. Hatta sorsanız hiçbiri medyaya güvenmez. Peki ama birbirini tanımayan insanlara aynı cümleleri kurdurtan nedir?
Biz güzel bir milletiz. Ancak kulağından yönetilen duygusal bir toplum haline gelmişiz. Kendimize o kadar güveniyoruz ki üstelik kulağımızdan yönetildiğimizi bile kabul edemez olmuşuz.
Baktığımızda global güç dengelerinin serbest piyasa adı altında güç tekelleri halinde ülke medyasının üzerine çöreklendiğini ve yanına liboş islamik cemaat yayınlarını da alarak bi güzel zihinlerimizi kuşattığını görüyoruz. Farkındayım uzun ve biraz allangirli bir cümle oldu ama basitçe şöyle diyebiliriz; ne kadar farketmesekte meydana inmiş pehlivanlar bizleri bir o yana bir bu yana evirip çeviriyorlar ve bu pehlivanlar birileri adına güreşiyorlar.
Altın kemeri kimin kapacağı seçim sonrasında belli olacak.
"Pehlivan pehlivan...Yeniyorum diye sevinme, yeniliyorum diye yerinme...!



Güzel ve Dahi!!!

07
07 - 2007

Yüzlerinde abartili makyajlari, üstlerinde dekoltenin adini lekeleyen kiyafetleri ve lakayt, gevsek ve sakiz kivamindaki üsluplariyla "güzel"lerimiz... Egitimli, ülkenin önemli sektörleri için gelecek vaat eden, ancak henüz is bulamamis yeni mezun ya da is arayan "dahi"lerimiz..
Bir araya gelis sebepleri birbirlerine "biseyler" ögretmek. Güzellerimiz; egitimleri sirasinda yeterince sosyallesemeyen, kendini ifade etme güçlügü çeken, medyaya malzeme olamayan ve tv kültürü edinemedikleri için medyayi besleyemeyen dahilerimize isin inceliklerini ögretirken, dahilerimiz; güzel ancak ülkenin geçmisi ve bugünü ile dünyada olup biten gelismeler hakkinda yeterince bilgi sahibi olamayan, sorgulayamayan, bilimsel bilgiye muhtaç güzellerimize ellerinden ne gelirse ögretecekler.
Es seçiyorlar. Güzeller en yakisikliyi seçerken, erkekler biseyler ögretebilecekleri birilerini seçiyor. cazibe bugüne kadar pek umurlarinda olmamis demek ki, zaten bu programdalar. devamı >



300 spartalı

28
06 - 2007

Biraz gecikmeli de olsa adı 300 spartalı olarak çevrilen filmi sonunda izledim. Beğenip beğenmediğim konusunda fazla yorum yapmak istemiyorum , çizgiroman atmosferli filmlere zaafım var. Beni bu nedenle fazlasıyla etkilemiş olabilir. Hem zaten filmin eleştirisini yapmak için de baya geç kaldım zaten.

 Fazlasıyla kan , şiddet ve aksiyon var, tıpkı her iyi filmde olması gerektiği gibi :) Hem zaten zaten filmi izlerken başka birşey dikkatimi çekti. Leonidas komutasındaki 300 kişilik ordunun modern dünya insanına biraz fazlaca abartılı gelen kahramanlığı. Bu kahramanlık öyle bir seviyeye gelmiş ki adama hepimiz öleceğiz diyorsun keh keh gülüyor. Filmin sonunda da "önce kahramanlar ölür" tezini doğrulamak istercesine mutlu mutlu ölüyor. Hem de üçyüz kişi ile perslilere o kadar zarar vermiş ve arkada daha onbin kişilik ordu beklerken. devamı >



Bir başka seçim hikayesi

24
06 - 2007

Nedense demokrasiye olan güvenimi en çok seçim zamanlarında kaybediyorum. İnsanlar koşuşturmaya başlıyor, bayraklar pankartlar arasında kürsüden bakıp beni oy pusulası olarak gören insanlara beni yönetsinler diye oy vermeyi bekliyorum. Kahve köşelerinde , berber dükkanlarında bu güne kadar duymadığım görmediğim belgerden , gizli projelerden bahsediyor herkes. Gizli dosyalar açığa çıkıyor, herkes araştırmacı gazeteci oluveriyor bir anda. Bu süreç ilerledikçe insan milletvekili olmak ile boksör olmak , ya da seçim kazanmakla maç kazanmak arasındaki farkı kaybediyor yavaş yavaş kendi bakış açısında.



Bütün bu hengamenin içinde biz seçmenler ordusu bilmediğimiz görmediğimiz pazarlıkların arasında neyi niye seçtiğimizden bile emin olamadan birşeyleri seçmeye zorlanıyoruz sanki. Ben biraz da kendim başbakanlık yapmak istiyorum, izin var mı ?



Merhaba Dünya

03
07 - 2007

Bir site için ne kadar klasik bir giriş Merhaba Dünya" değil mi, hatta bu bile elestirel.com için kendi başına eleştirilmeye değer bir konu. Evet adı üstünde eleştirmek fiilinin belirsiz bir şekilde bir taraflara çekilmesi ile oluşmuş bir kelimeden ibaret olan eleştirel.com bu güne kadar  kendi bloglarında ya da sağda solda yazı yazar bir grup insanın hayata eleştirel hatta belki biraz da agresif bir gözle baktıkları yazılarını  yayınlandıkları bir yer olmak için açıldı.
Böyle bir girizgah üzerine fazla cümle kurmaya gerek yok aslında . Şimdilik aklımızda şunu eleştirelim , şunun yazalım gibi net fikirler  yok , Zamanla sitemiz yazarlarının  keyfi doğrultusunda gelişip kendi tarzına oturacaktır. Bu konuda kendimize kesin çizgiler çizmedik , zaten çizmiş olsaydık bu yapmak ya da yazmak istediklerimizle tezat oluşturabilirdi , ki çoğu zaman da bu kendi kendimize olan çekişmelerimizi de yazmak istiyoruz, bu nedenle kategorilerimiz arasına "Özeleştirel" diye bir bölüm bile ekledik.  Bir de "Kısa Kısa" diye bölüm ekledik ki zaman zaman aklımıza gelen bir ya da birkaç cümleden oluşan eleştirileri de burada arşivleyebilelim.  Öte yandan, İnternet , Medya, Siyaset, Sinema ve Yaşam bölümlerinde yazarlarımızın bu konularla ilgili yazılarını takip edebilirsiniz.
Gelelim yazarlarımıza... Her birinin kendi profil sayfasından kim olduklarını öğrenebilir, hayranı olduğunuz yazarımıza ulaşmak için ne gibi yollar izlemeniz gerektiğini öğrenebilirsiniz.  Eğer ki " ben de bunlar gibi yazarım , hatta daha güzel yazarım!" diyorsanız lütfen sizi tanımadığımız için bize kızmayın.  Yan taraftaki daktiloyu kullanarak yazınızı bize ulaştırabilir, yazarlık başvurusunda bulunabilirsiniz.
Şimdilik biraz kontrol ettikten sonra valiyi falan çağırıp kurdele keserek siteyi açmamız gerekiyor, artık kurban falan da kesermiyiz onu bilmiyorum.
Ne eserse yazalım , önce yazalım sonra düşünelim !