"Barda"ydık.
İşkenceden uzak bir bardı; tesadüfen.
Oysa işkenceden kaçmaya çalışmamıştık.
Şansımıza, işkencesiz bir "barda"ydık.
Mert yanımdaydı.
Müzik, insanın diyaframını titretecek
şiddetteydi.
Ve insanlar...
Süslü kızlar... Bronz ten... Sarıya boyalı
saçlar... Dekolteler... Zıp zıp zıplayan
memeler...
Ve erkekler... Bir eli "barda", bir eli
içki bardağını tutan... Ve iki gözü
zıplayan memelerde...
Bir an sıyrılıverdim bedenimden.
"Mert, şu anda alkol alıyoruz, keyfimiz yerinde,
şarkılar falan söylüyoruz. Ama bir
çocuk açlıktan ölüyor,
görüyor musun?" dedim.
"Aslında yok öyle bir şey. Dünya, hayal
ettiğin yerdir. İstediğin şeyler olur hayatta. Aslında
şu anda açlıktan ölen bir çocuk yok.
Düşündüğün anda var" dedi.
Ve sonra bana çok secret bir
film vereceğini söyledi.
Cevap veremedim o an...
Nasılsa harcanıp gidecekti söyleyeceklerim o
kalabalık ve sesin içinde.
Ama şimdi düşünüyorum ve
düşündüklerim bir cevap olarak
sunulabilir o ana.
devamı >
fox tv'de yeni bir yarışma var, pek yeni değil sanırım
ama ben yeni tanıştım, bir kız iki yaşlı
adam arasında hangisinin babasını olduğunu bilmeye
çalışıyor, ve evet bu bir yarışma bildiğiniz
insanların ünlü olmak için
çıkıp türlü şaklabanlıklar yaptığı
yarışmalardan biri, hatta olay o kadar dramatik ki
buraya birşeyler yazmak için olayın dramatik
yönlerini anlatmaya gerek yok, olayı haber
halinde yazsak bile ortaya çıkan tablo neredeyse
komedi programlarından fırlamış gibi.
devamı >
Sadece 2 saatini televizyona ayırarak bile
kafayı sıyırmış insanlar kervanına katılabilirsiniz.
İradeniz çok güçlü ise tüm
bu olan bitene gülmekten katılırsınız.
Herkesin elinde bir elmas var sanki ve onu alıp
veremiyorlar bir türlü.
Sİyasetçilerimiz bir yanda bir yanda da magazin
güllerimiz.
Aslında çok düşündüm bu
sözleri sarfetmeden evvel. "Kadın kadının
kurdudur" şeklindeki bir özdeyişe örnek
teşkil etmek istemezdim, zira kadın milletinin en
sevdiği şeylerden biridir hemcinslerine laf
çarpıtmak. Bu başka bir eleştiri konusu
oladursun. Ben artık dayanamıyorum!
İsmi Bengü olan bir hanım kızımız nefes alan her
10 canlıdan 5inin olduğu gibi kendisinin de bir
"albümü" olsun diye şarkıcılığa
soyunuyor! Pardon , işin soyunma kısmı bir
albüm sonrasına denk geliyor. Herşey ilk
albümde yerli yerinde. Evimizin kızı, hanım evladı
şirin bir kız iken Bengü ikinci
albümünde büyüyüp
serpiliyor. Sesiyle ilgili herhangi bir gelişme
kaydetmezken gerek vucut hatları, gerekse sözleri
ile bu yaza damgasını vuruyor. "Artık başka
bir kesime hitap edeceğim" diyerek salınıyor
ortalıkta.
devamı >
Modern dünya ile gelişen reklamcılık kavramı bize
hedeflenmiş reklam , şişirilmiş reklam gibi modern
akımlar getirmesine rağmen son zamanlarda reklamcılığın
gelişimi üzerine biraz karamsar
düşüncelere kapılmaya başladım, artık
izlediğimiz reklamlarda ne Ali Desidero gibi hayranlık
uyandıran karizmatik tipler ver ne de on yüz bin
baloncuk yutan sevimli kızlar. Garip bir iticilik var
reklamlarda, mesela cocacola'nın bırrrrrrrrrr reklamı.
Bu nedir yahu. Dünyada reklam işinin
dünyadaki öncülerinden olan CocaCola
bile reklam diye bunu yapıyorsa diğerleri ne yapsın
artık.Var mı nazooo gibisi reklamları bile daha bir
sempatik göründü gözüme bir
anda. devamı >
Bir film vardır belki hatırlarsınız. 1990 yapımı
orjinal adı " >Tremors ki biz onu yıllardır Yeraltı
Canavarı olarak izler dururuz. Kevin Bacon abimizin
oynadığı bence kült nitelendirilebilecek filmidir.
Filmde abiler ablalar ve çinli bir adam var. Uzaklarda
bir yerde çölün ortasında ne yer ne içerler bilmeyiz
kasabasında bir grup insan yaşamaktadır. Birden garip
olaylar başlar. Yeraltından gelen canavarlar abileri
ablaları bir bir yutmaya başlar. Yürürken oluşan
titreşimler bile yetmektedir canavarların insanları
yutması için. Her an pusudadır ve farkettiği anda
toprağı kabarta kabarta kaşık havası ile gelmektedir
canavarlar.
Gelgelelim kasaba sakinleri bu canavarla savaşırlar bi
kaçı akşam mezesi olur canavarlara sonunda hakkın
rahmetine kavuşurlar.
Neden bu filmi hatırlattığıma geleyim.
Hepimiz farklı zamanlarda aynı şeyleri değişik
şekillerde yaşar dururuz. Ama bunun farkında
değilizdir. Oysa biraz dikkatlice baksak bunu görmemiz
çokta zor olmayacaktır.
Bazı anlarımız vardır çok keyifliyizdir, yerimizde
duramayız, hiçbirşey keyfimizi kaçıramaz gibi gelir.
Olur olmaz zamanda basit bir şey bizi altüst ediverir.
Bi anda duvara çarpmış gibi oluruz.
İsyan da ederiz, kaçmak ta gelir içimizden ücra bir
yerlere. Suçlular ararız, suçlular
buluruz.Bizler şablonlar ve alışkanlıklardan oluşuruz.
Bu şablonlar ve alışkanlıkları kişiliğimiz veya
karakterimiz olarak kabul ederiz hatta zannederiz. Oysa
bizi sıkıntıya sokan herşeyin altından bu şablon ve
alışkanlıklar çıkar. Hayatımıza bakarsak kendimizde
yüzlerce buluruz.
Bu şablon ve alışkanlıklar bizim "Yeraltı
Canavarlarımız"dır.
Hep pusuda beklerler, en ufak bir gevşeme olsa, en
ufak bir tereddütümüz, başıboşluğumuz olduğunda bir
anda çıkarlar ortaya ve yutarlar bizi. Onların ğüç
dairesine bi kere girdik mi kolay kolay çıkamayız.
Büyür büyür, kimileri depresyona girdim der, kimileri
hayatında hiçbirşeyi beğenmez, kendisinden uzaklaşmaya
hatta kendilerinden nefret etmeyle başlarlar.
Şöyle bir bakarsak hayatımıza her an bunu yaşadığımızı
görürüz. Bundan kurtulmak çok ta zor değildir ama
malesef bu canavarla yaşamak bizim için alışkanlık
halindedir ve bağımlılık derecesi çok yüksektir.
Tabiki bu canavarlarla yaşamaya niyetimiz yok bizim.
İllaki bir canavar istiyorsanız Susam Sokağı'nın
efsane ismi Kurabiye Canavarı'nı tavsiye ediyoruz.
Bu gün seçim ertesi haberlerini
takip etmek için sık ziyaret ettiğim haber
sitlerini gezerken haberturk'de
gerçekten farklı bir habere rastladım, hande
yener'in parmağı hakkında.
BU KADAR UZUN NORMAL Mİ? diyerek
gazetecilere küfür anlamına gelen parmak
işareti yapan hande yenerin orta parmağını
günün ortasında manşetine taşımış sevgili haberturk.com
devamı >
Bırakalım tabiki eyvah nidalarını... Hiçbir sosyolojik
bilgi neticeyi açıklamayacaktır. İnsanın kendisinden
uzak hiçbir sistem insanları yönetmek için bir
alternatif olamaz.
Nitekim sevgili yazarımız fleneur bağımsızlara bel
bağladığına göre kimbilir daha neler duyacağız
mazallah.
Cemaatler demokrasisi neticesini vermiştir. Ve bu
netice insanları bölmek, halkını devletine düşürmek,
iktidardan palazlanıp, muhalefetten nasiplenmek
siyaseti güdenlerin cebimizle kısıtlanmış
beyinciklerimize tahakkümünün şekli şemalidir. Uzun
zamandır hissettiğim ve dün sandık başındayken
kesinleşen kararım parlamenter demokrasinin tam bir
saçmalık olduğudur. İnsanları madem layık oldukları
yönetecek ben çok daha iyisine layığım ve onu ben
seçmek istiyorum. PARTİYİ DEĞİL İNSANI!
akıllı olmak lazımmış! gördük akıllı oyları..
verdiğiniz o çok akıllıca oylar bir şeyi daha
gösterdi. bu ülkenin gerçekten boku
çıkmış.
muhalefet yapmayı beceremediği bilmem kaçıncı
kez kanıtlanmış bir parti yine ana muhalefet oldu. ve
parti yönetimi bunu başarı olarak görüyo
hala. chp'nin yapamadığı muhalefeti umuyorum ki bir
avuç kadar bağımsız yapacak. o zaman anlamı
bilinecek akıllı oyun.
devamı >
Dün %47 lik bir kesim kendi iradesi ile sandık
başına gitti. Seçimlerini yaptı. Sonuç
ortada. Tüm gece ve bu sabah itibari ile heryerde
"Ülke elden gidiyor!" nidaları
yükselmekte.
"Tehlikenin Farkında mısınız?" ana temalı bir
yazı olmayacak bu. AKP yi ve yaptıklarını eleştiren bir
yazı da olmayacak. Benim sözüm
başkalarına..
Okuyorum sabahtan beri. Herkes bir "ülke
elden gidiyor"culuk tutturmuş gidiyor. Nereye
gidiyor bu ülke ? Kim götürüyor.
%47 lik BÜYÜK bir kesim bunu destekliyorsa
şayet zaten giden gitmiştir. Peki ya mitinglerde
boy gösteren zihniyete ne demeli ? TÜRK
BAYRAĞInı aksesuar gibi boynuna koluna dolayan o
insanların yarısı bile oyunu başka yere verselerdi bu
sonuç mu çıkacaktı ?
devamı >
Geçen seçimlerde AKP ile başladı bu
kişiliksizlik. Toplumun her kesimini biraraya getiren
tek parti olma iddiasındaydı. Oldu da. Dolandırıcısı,
tetikçisi, mafyası, gazetecisi, akademisyeni,
şeriatçısı, sağı, solu, ev hanımı, vs vs.. en
solcu kesilenler sırf bu sebepten AKP'yi destekledi.
Toplumun her kesiminden milletvekili adayı ile halkın
uzun yıllardır beklediği birliği sağladığını
gösteriyordu! Halk bi de bunu denemek istedi.
Umutlanmıştı. Yıılardır yaşanan sıkıntılar bu partiyle
çözüme kavuşacaktı... ve oylar AKP'ye
aktı.
Zaman içinde gördük ki, bu parti halkı
gerçekten birleştirdi, ama meydanlarda! Konu bu
olmadığı için daha fazla detaya girmeye gerek
yok bu noktada.
devamı >
Eleştirel.com yazarı iseniz buradan giriş yapabilirsiniz, değilseniz yazarlığa başvurmak için lütfen formu doldurun.