Düşmanını Arayan Savaş

24
10 - 2007

Düşmanını arayan savaş bizimkisi. Baltalar elimizde, sloganlar dilimizde yürüyoruz cepheye. Adeta ilkokul çocuğu haşinliğinde "önümüze gelene bin tekme" ata ata. Önümüze hergün ekmek aldığımız bakkal amca, çocuğumuzun öğretmeni, iş arkadaşımız çıkıyor ; acımıyoruz. Yıllardır bu duygu ile büyütüldük çünkü. "Terör = Kürt Sorunu" denklemi yordu senelerdir beynimizi.

Deniz Baykal belki de tarihinin tek düzgün lafını etti dün ; "Biz Kürtleri değil, teröristleri sevmiyoruz" diyerek.  Yıllardır kardeşi birbirine düşüren zihniyet nasıl olduysa bu sefer milletin birbirine bağlılığının karşısında ezildi. Onbinlerce insan sokaklarda tek yürek halindeydi.

Bir yandan baktığımda insanlarımızın birbirine olan bağlılığı beni mutlu ediyorsa da içimden bu görüntülerin birilerinin "işine geldiği" geçiyor, samimi bulamıyorum. İnsanları oyalamanın bir yolu olarak görüyorum. İnsanlar verilen şehitlerin acısını yaşayadursunlar, sokaklara dökülsünler, aile meclislerinde, çarşılarda pazarlarda tek gündemleri bu olsun , ayak altında dolaşmasınlar. "Birileri" de kolayca işlerini halletsin.

devamı >



Lanet Var Dilimde

21
10 - 2007



Kimimiz uykuya dalmak üzereyken, kimimiz felekten bir gece çalarken hiç bilmediğimiz uzakta bir yerde canlar yandı önceki gece yine. Önceki gece gelen haber, günahsız askerlerimizin can verdiğiydi.

Onlar ölürken oralarda devletimiz  adeta papatya falına döndürdükleri bir karar vermeye çalışıyor.  ırak'a girmeli/girmemeli. Ne değişecek Irak'a  "girince"? Kimin taraf olduğunun seçilemediği bir yerde nasıl karar verecekler kimin ne olduğuna? Masum insanlarlarla o soyu sopu belli olmayanlar arasındaki farkı nasıl gözetecekler? Bırakın orada yaşayan masum insanları, her gün ırak'a ekmek taşıyan, yolcu taşıyan "bizden" olan insanların günahları ne olacak?

Sorular bir biri ardına.. Dilimizde lanet var.

Sorular bitmiyor, bizler en güzel rüyalarımızdayken birileri yine can veriyor. Kimbilir şu anda hangisinin canı yanıyor?

Evet yastayız, ama çok sürmez. Tıpkı daha öncekiler gibi, bu da unutulacak. Unutturulacak.






tell the guys that i'm back in town

16
10 - 2007

ne zamandır yazmadığım için ayrıca eşşeklik ettim ve bütün kitlemle kucaklaşmak suretiyle kendilerinden özür diliyorum sanki terk-i diyar eylemişim gibi. bir zanaatkar (hı?) olarak aşkın beni yaratıcı kıldığı gerçeğinden uzaklaşamadım elbette: yazıyorum, as always. öyleyse, hoşgeldim yeniden.



faccia libro

16
10 - 2007

zeytinburnu'ndaki bıçkın mahallelilerin tavrı gibi net ve keskin: faça! italyanca faccia (yüz) sözcüğünden gelen bu tabir sanki kesik ya da başka bir yara anlamına geliyormuş gibi kullanılsa da "façanı bozarım" aslında "suratını dağıtırım" demekten çok da farklı diil(di). ne zaman biri faça dese, bella italia'ya oturdum nastro azzuro içerken caprese yiyorum sanıyorum kendimi (oh öyle hıncal uluç'um ki).
 
gel gelelim artık nastro azzuro içmek için birinin faça/faccia demesine ya da eşe dosta pide olsun pizza olsun bişey ikram etmek için bella italia veya aspava'ya oturmaya gerek yok: zira faccia sözcüğü yepisyenisinden bi anlam kazandı: evet evet, yüzlerce yüzün içinde toplaştığı kitap olarak bir sitemiz var: facebook! harvard'dan atılma genç bi adamın marifetiyle anaokulundayken gözünüze kum atıp kaçan çocuktan eski mahalledeki fingirdek yengeye kadar herkesi bulabiliyoruz; tanıdıklarımızı eklemekle kalmıyor onların tanıdıklarıyla da hasbihal ediyor ve sosyalleşme katsayımıza kantitatif değerler ekliyoruz (kalitatif analiz diye bi kitap gördüm ben bugün, beni benden aldı, bambaşka vizyonlar kazandırdı gönül gözüme). şahsen beni pek çok arkadaşıma kavuşturduğu, en azından neler yaptıklarından haberdar ettiği ve yeniden görüşme olanağı sağladığı için facebook'tan pek memnunum; daha da ötesi farkına geç vardığım ancak meraksal gıdıları tetikleyen ve özniteliksel içbenlik yaklaşımlarını izdüşümsel kovaladığım travertenler ördü bana (röah!). (evet evet sana yazdım burayı).


facebook'un tek faydası sosyalleşme diil elbette, sosyalleşemeyen veya sosyalleşmenin dibine vurup bundan sıkılan kişiler için de börtü-böcek-ev hayvanı-bulmaca-test-quiz-anket-ne idüğü belirsiz aygıt ve devinimler geliştirmiş arkadaşlar, ki bunların beni en çok eğlendirenleri arasında fluff friends ve doodle yer alıyor: ne olduklarını bilmeyenlerin acilen gidip bakmasında fayda var, bakmamak konusunda direnenler ise daha evvelden bakmış ve beğenmiş olanlara sorsunlar. beğenmemiş olanlara sormanın hiçbir mantığı yok çünkü bunlar katılım konusundaki direncinizi kırmak yerine pekiştirecek ve pek çok teknolojik gelişime sonradan dahil olan ya da salt popüler olduğu için sofi'nin dünyası'nı okumayı reddeden kitleye dahil olmaya devam etmenize sebep olacaklardır.

ziyadesiyle uzamış bulunan bu yazının reklam niteliği taşıdığını düşünenleriniz de olabilir tabii ki, ben bilmez miyim kitlemi.! hemen onları da düşündüm (bi anne şefkatiylen yaklaştığım şu dakikanın kıymetini biliniz, her zaman böyle yakalayamazsınız wykka'yı) ve daha evvelden facebook'a lanet yağdırmış olan pek canciğer arkadaşım vudu hanım'ın linkini vermeyi uygun buldum: bu da tam size göre. burda bi yerlerde de bi killer ending lazım aslında ama şu an te amo cuando bailas dinleyen bi kimseyim ve gayet dikkatim dağıldı - divantare membro del faccialibro diyor ve kaciyorum. si yu.



karpuz cekirdegini doldurmayan cevre bilinci

16
10 - 2007

butun dunya nufusu bir araya gelse ve enerjilerini ayni yone odaklasa olabilecekleri du$unun bi. tum dunya ormanlarini yeniden ye$illendirebilecek, kuruyan suyu geri getirebilecek (su nasil kuruyorsa sen hayal et artik ey kitle!) ve hatta dunyayi yorungesinden saptirabilecek guce sahibiz. ve yine de hala yerimizde oturuyoruz!
devamı >



Cengiz Bey, Kadınlar Gerçekten Sever

27
09 - 2007

Cengiz Semercioğlu Hürriyet'in Kelebek ekinde bugünkü yazısında Emre Altuğ'un Çağla Şıkel'le çıkmaya başladığında hakkında "tek gecelik ilişki diye görüyordum"  lafına Çağla'nın bozulması gerektiğini, Ayşe Arman'ın dünkü yazısında kadınların affediciliğinin gerçek bir durum olmadığını savunmuş ve kadınlara sormuş. Bir kadın hakaret yediğinde bunu ömrü boyunca unutmaz mı diye.
http://kelebek.hurriyet.com.tr/yazarlar /7369136.asp?yazarid=105
İşte Cevabım:
Kadınlar tuhaftır Cengiz Bey. Tanrı vergisi mi bilinmez, hisli yaratılmışız. İçimizde öyle bir sevgi arayışı var ki.. Belki parçalanmış ailelerimizin, ya da parçalanmayan ama mükemmel olmayı başaramayan ailelerimizin sevgi eksikliğiyle yürüyen ilişkilerinden mirastır bize, belki de sevginin en yüce değer olduğunu yaradılışta içimizde -biliçaltı düzeyinde- hissettiğimiz içindir. Ne olursa olsun, bizi besleyen şey, sadece sevgidir.
devamı >



İnsan Diyeti

26
09 - 2007

Geçen haftaların bir çok dergisinde, bir çok gazetede , bir çok internet sitesinde "İnsan Diyeti"nden bahsedildi. Peki neydi İnsan Diyeti?

"Yirminci yüzyılın en çok tartışılan yazarlarından Ayn Rand, ‘Bencilliğin Erdemi’ (The Virtue of Selfishness) teorisinde, bencilliğin ahlak dışı bir şey olduğunu reddediyor ve kişinin kendi hayatının ve mutluluğunun en büyük değer olduğunu söylüyor. Rand’a göre, en önemli ahlaki değer, insanın kendi iyiliği. " 


Elbetteki bu diyet "insan yiyerek" yapılan bir zayıflama diyeti değil.  İşin öğreti kısmında "Sevmediğiniz insanlardan uzak durun" felsefesi yatıyor.  "Hayatımın her yerinde olan bu insanlardan kurtulmanın yolları nelerdir?" diye soracak olursanız  Ayn Rand bir yanda Erol Evgin bir yanda sizi alacaklar karşılarına ve anlatmaya başlayacaklar.

devamı >



Plan Yapmayın Efendiler

21
09 - 2007

Vaktiyle "Tarabya'da uşaklar Etiler'de yumuşaklar"  diyerek gündemin orta yerine düşen Tırt İsmail , bir eksiklik gördüğü gündeme yeniden dalış yapma ihtiyacı hissetti birden.

Konuya vakıf olanlar bileceklerdir ki son günlerin güzide türküsü(!) "Plan yapmayın plan" ile ilgili olarak İsmail Türüt ve Ozan Arif efendilere dava açılmış durumda.  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bu soruşturmada türkünün altında yatan imalar açığa çıkacak mı göreceğiz hep beraber.

Ozan Arif Efendi kendini cin zannedip bizleri çarpmaya çalışıyor "Sözlerimin arkasındayım ben, Yasin bir duadır Ogün derken de o günü kastettim , çarpıtmayınız" diyerek.   Dünya Tatlısı isminde bir albüm yapıp bu albümünü Ogün Müzik'ten çıkaran Türüt Efendi ise yurdum tombul sevimli insanı modu ile kurtaracağını zannediyor.

Karadeniz üzerinde oynanan oyunlara "tikkat" çekmek istemiş efendiler. Tikkatleri üzerine çekti evet.

Velhasıl kelam, ben bu insan müsvettelerinin bu kadar zekaya sahip olup da siyasi bir takım oyunlar oynayabileceklerini zannetmiyorum. Toplasan bir adam etmez bu insanları siyasi kargaşa yaratıyorlar gerekçesiyle yargılamak onları adam yerine koymak olacağından giydirin deli gömleğini tikkatleri daha çok toplasınlar üzerlerine! Gerzekler!




Lütfen Beni Öldürme - Stranger Than Fiction

12
09 - 2007

Gerçek dünya ile hayal dünyası arasında gezerken seyircide her an merak duygusu uyandırmayı başaran, komedinin inanılmayacak kadar başarılı şekilde harmanlandığı bir dram. Muhteşem bir seyir zevki.



Uzun süredir yavaş tempolu dram türü filmler seyretmekten zevk almıyorum. Uzun süredir arşivimde bekleyen bu film de henüz izlenecekler listesine girmemişti bile.  Beni izlemeye ikan eden şey belki de çok sevdiğim Dustin Hoffman'ı izleme isteğiydi, fakat beklentilerimin çok ötesinde bir eğlenceyle karşılaştım.



Filmde olayla , tam bir sayı ve rakam delisi olan Harold Crick  isimli kahramanın filmi anlatan ses de olan Karen Eiffel karakterinin sesini duymaya başlaması gibi ilginç bir olayla başlıyor. Aynı sesten öleceğini öğrenen ve ölümden kurtulmak isteyen  Harold Crick'in tüm hayatı bu garip başlangıç ile değişir.  devamı >



Ramazan Sömürüsü

07
09 - 2007

Vaktiyle kazara üye olduğum Yahoo Grouplara bu sabah bakacağım tuttu. Birikmiş 145786 adet mailin nedense son 15 gününe ait olanları daha çok dini nitelik taşıyordu.  Evet , Ramazan ayı gelmek üzereydi.

Her sene olduğu gibi bu yıl yine Ramazan ayında gerek haber bültenleri, gerek şehir sokaklarını mesken tutan siyasi parti temsilcileri, gerek televizyon dizileri gerekse de gazeteler tarafından bol bol sömürüleceğiz.  Herkes birlik olup inançlarımızı eline geçirmeye çalışacak

devamı >