Medyada Vuku Bulan Kara Harekatı

26
02 - 2008

Bülent Ersoy hakkında BOKSTAR yarışmasında söylediği sözler yüzünden soruşturma açılmış.  "Halkımızı askerlikten soğutmuş" ünlü diva(!)mız.

Bahaneyle medyamızın gözü bir az olsun ülkede olan bitenlere kaydı.

Hanfendi diva "oğlum olsa askere yollamaaaaaaaaaaaaammm" diye hönkürdükçe saftirik kızımız Ebru Gündeş evde kalmış ve doğuramamış olmanın verdiği eziklikle "innşallah Allah bana bir oğul verir de askere gönderirim" diye geri vokal yapadursun ülkenin kendilerinin hiç bilmediği yerlerinde canlar veriliyor, anneler ağlıyor.

BUNLAR da geviş getirerek yayıldıkları yerden "milletimizin sesiyiz" nidalarıyla keselerini yine dolduruyor, hep dolduruyor.

Medyadaki gözünüz Merush bildirdi.



Öpüşen Türbanlı

15
02 - 2008

İnternetin yeni modası birbirine, parkta bahçede gizlice sevgilisiyle  öpüşen türbanlı kız fotoğrafları yollamak.  Ne eğlence ama!

Türbanlılar da öpüşür arkadaşlar, sizin yaptığınız her şeyi onlar da yaparlar. Sizden hiç farkları yoktur. Parklarda sevgilileriyle öpüşebilirler onlar da!

Fazla uzadı bu konu artık. Türbanla değil içindeki beyinle ilgileneceğimiz günleri de görürüz umarım.


 
 



İnsan haddinin sınırları

23
08 - 2007

En iyi bildiğin şey nedir hayatta; kendin, o bile yarım. Her anın kendinle geçer, nereye gitsen seninledir. Sağa dönsen ordasındır, sola dönsen yine karşındadır. Koşsan senle gelir, uyusan da sendedir.
 
Bugünkü eleştiri konumuz mu? Tabi ki; beni benden daha çok tanıdığını zanneden mr and mrs sarraf'lar. devamı >



etegimden dokulen

15
07 - 2007

mide yanmasından şikayetçiyseniz yiyeceklerinize dikkat etmeli, sindirimi kolaylaştıran, yanma hissini azaltan yiyecekleri unutmamalısınız. Midenin salgıladığı aşırı asidi kurutarak yanma hissini gideren ekmeği öpüp başınıza koyduğunuz takdirde ulaşacağınız sonuç, AKP iktidarının "karşı takıma hakaret etme" çabasından öteye gidemeyen seçim kampanyalarının alacağı sonuçtan fazla değildir. İşte ben de mümkün mertebe uzun cümle kuruyorum ki, kitlenin kafası karışsın, kulak memesi kıvamına geldiğinde fırına sürülmeye hazır olsun hepsi, "wykka lan, zekâna hastayım" cümlesini bir kez daha kursunlar.

 
öte yandan (bağlaçları seviyorum) aynı ekmek, oh evet sevgili ekmek*, karbonhidrat zenginliğine haiz olmasına karşın bununla övünmeyecek kadar mütevazı ve bulantıyı kesecek kadar dosttur da. bu bağlamda şu bilinçaltı** şiiri tüm sevenner için gelsin: "avucumda sicakligini duydugum ekmek / ustumde hatirasi kadar guzel sonbahar / o bembeyaz, o tertemiz bulutlara dalar / dusunurum bir cocuk turkusu soyleyerek..." (o.veli)

* bir ismin başına "sevgili" sözcüğünü eklemek, o ismi taşıyanı yakınen tanıdığımızı ve onun ahbabı olduğumuzu göstermek için sıklıkla kullanılmaktadır günümüzde. oysa alt anlamlara baktığımızda, çoğu kez iç edilmiş yapay kimlikleri taşıyan birtakım alt-orta sınıf entelektüeli görünümlü paçozun medyatik şahsiyetlere yaptığı yalakalığın bir numerolu göstergesidir "sevgili" eki. yes, it iz.

** kahvaltı sözcüğü kahve + altı bileşimiyle oluşmuştur ve kahve içmeden önce yenilen öğünü kasteder. eskilerin sabah kahvelerinin meşhurluğundan bahsetmeye gerek yok sanırım diyip de aslında çoktan bahsetmiş olmama ne diyosunuz peki.? [burada şair (ki ben oluyorum) gerek yok sanırım söz öbeğiyle "hepimiz biliyoruz bunu ama gençler felan bilmiyosa öğrensinler maksatlı yine de yazıyorum"; veya "sen ne bilcen benim zihinsel sıçramalarımı, peşimden gel, falov dı wayt rebit" cümlelerini içten içe sezdirmektedir] konuya dönücek olursak, bilinçaltı bu anlamda bilinçten önce yenilen yemek olabilir mi? dolayısıyla bilinçlenmeden önce yediğimiz (aslında içtiğimiz ama beslenmeyi sağlayıcı araç olarak "yediğimiz") tek şeyin anne sütü olduğunu düşünürsek, bilinçaltı yerine süt diyebilir miyiz? ya da kısaca erkeklerin bilinçaltında varolduğu öne sürülen oedipus kompleksini her gün bir bardak süt içmeleri yoluyla çözebilir miyiz? ve aslında hepimiz birer oedipus değil miyiz; gözü kör, kalbi yaralı? (oh enfes oldu)