Diziler ve Türk Edebiyatı

13
09 - 2008

Bir kaç yıl önce ağalı beyli diziler revaçtaydı, hatırlarsınız.  Şimdilerde ise durum biraz yön değiştirmiş bir biçimde huzurlarımıza dikiliyor. Türk Edebiyatı'nın değerli örnekleri birer dizi olarak karşımıza çıkıyor her gün.

Reşat Nuri Güntekin'in Yaprak Dökümü ile başlayan bu serüven ismini hatırlamakta zorlandığım bir çok dizi ile devam ediyor. Yaprak Dökümü zaten  son derece ağlak yapısı ile hiç hazetmediğim diziler arasında ilk sırasını kaptırmıyor kimselere, ancak başarısı bununla sınırlı değil. Yayınlandığı saatlerde adeta bir TV izlenme patlaması yaratan dizi öyle çok tutmuş ki yapımcılar bir Reşat Nuri Güntekin eseri olan Dudaktan Kalbe 'yi gözlerine kestirmişler. Kurgu olarak Yaprak Dökümü^nden daha haz alarak okuduğum bu romanın diziye uyarlanmış halini izlemediğim için yorum yapmayacağım.  Yine geçen sezon görüp izlemeliyim dediğim iki  dizi de bu klasmandalar.Hacı ve Sinekli Bakkal. Aniden yayından kaldırılmalarına anlam verememiştim. ( Bu iki diziyi de "ne diziler sevdim zaten yoktular" isimli yazıma eklemeliymişim aslında) Bir Cüneyt Ülsever romanı olan Hacı, bazı mecralarda problem yarattığı için yayından kaldırıldı, Halide Edip Adıvar'ın şahane eseri Sinekli Bakkal ise ne oldu da yayından kalktı; çözemedim.
devamı >



Ezgi'nin Merinos Günlüğü

03
08 - 2008

Sevgili Günlük,

Bugün bir iş teklifi aldık. Merinos Mobilya için reklam muziği yapmamız istendi. Sanki kırk yıldır bu anı bekler gibi paldır küldür atladık teklife. Şunca zamandır çizdiğimiz çizginin hiç alakasız bir yerinde de dursa bu fikir, bir şeyler olmuştu ve değişmiştik. Ve öyle bir reklam muziği yaptık ki, tüm kitlemiz perperişan oldu. Sanırım hiç de iyi olmadı. Ama içimize bir yerlere sinsice yerleşmiş olan bir medya maymunluğu var ki bir daha ne zaman ortaya çıkacak merak etmiyor değilim.

Görüşmek üzere sevgili günlük.

İmza:

Ezgi.




sof biznısss...

23
06 - 2008

Geçenlerde Okan Bayülgen'in konuk olduğu bir programın bir bölümünü izledim. Zaman zaman toplumsal bazı haykırışlarını ve magazin "ko"medyası ile verdiği amansız mücadeleyi takdirle karşıladığım Okan Bayülgen televizyon Yapımcısı olmuş. Sanırım Gülben Ergen'in programı ile gerçekleştirdiği bu adımla kendi ifadesi ile "Show business" olduğunu düşündüğü TV dünyasına farklı bir kanadından bodozlama bir dalış gerçekleştirmiş Okan Bayülgen. Yolu açık olsun.

Gelelim işin şof biznıs kısmına... Bu ülkede herşeyin şof, her işin biznıss olduğunu kabul edelim. Etmeyecek değiliz. Gelgelelim buna mahkum edilmek zorunda olan kitleler gün geçtikçe zavallılaşıyor bunu farketmiyor mu Okan Bayülgen anlayamadım. Her fırsatta toplumsal hareketlere destek veren Bayülgen; o program senin bu program benim oraya okul, buraya kitap, lösemiliye kan, doğuluya okul, kızlara gelecek dağıtırken salt ticari bir kimlik edindi diye yaptığı "seviyesiz" programlara böylesine bir kılıf uydurmak zorunda kaldıysa vay halimize...

Gerçi kendime sanane be adam demiyor da değilim. Ancak insanımızı küçük gördükçe küçülten tüm davranış şekillerine ve kavramlara karşı derin bir karşıtlık içinde olduğumdan yazayım istedim. Yazdım. İyi oldu.



Üzme beni Taraf

08
04 - 2008



Onca eleştiriye, onca inada rağmen Taraf okumayı sürdürüyorum. Gazete kisvesi adı altında önümüze sunulan kağıt parçaları arasında hatrı sayılır bir yeri var benim için. "Taraf Gazetesi hangi  tarafta?"  ana temalı bir yazı olmayacak bu. Ben gazetenin "gazete" olmak için yeterli olan tüm donanıma sahip olduğunu düşünüyor ve okuyorum. Memnunum da.

Ancak internet sitesi için aynı dilekleri beslememek son derece üzücü. Sitenin yeni açılmış olmasını bir bahane olarak göremiyorum. Madem henüz hazır değildi yayına vermemeliydiniz siteyi. Haberler arasında dolaşırken saniye başı "500 İç Sunucu Hatası" almaktan gına geldi.

Fiyatını 1 YTL den 40 Kuruşa indirmiş olmasına bağlayabilir miyim acaba bu konuyu? "Ucuzladık da artık, ne yapacaksınız interneti gidin alın okuyun" mu demek istiyorlar? 

Demeseler keşke.  Üzülüyorum.




Şimdi Haberler

28
12 - 2007

Ana Haber bültenleri kendilerinden beklenilen tüm yapaylığıyla bu akşam da karşımızdaydı.Benazir Butto'nun öldürülmesi ve sınır ötesi harekat arasına serpiştirilmiş bazı haberler şöyleydi.

Efendim bildiğiniz üzere asgari ücrete zam yapıldı. Yapılan bu zammın ne kadar tatminkar olduğu tartışılır. Ancak bunu duygu sömürüsü halinde ekrana taşıyan haberciği hiç doğru bulmuyorum. Yapılan bu zammı 30a böldüklerinde günlük 0.56 kuruşluk bir zam olduğu sonucuna varılmış. Ve efendim habercimiz elinde sepetle çarşı pazar dolaşıp bu 0.56 kuruşla neler alınabileceğini araştırıyor. Araştırmacı gazeteci! Zannerdesin ki asgari ücretle çalışan kişinin eline günde sadece o kadar para geçiyor. Evet ben de memnun değilim bu kadar komik bir zam yapılmasından ancak bunu bu şekilde ifade edilmesine gülüp geçiyorum.

****

Cihan Öldü!

Evet bizim Cihan. Hani kosssskoca Başbakanımızı düşüren AT CİHAN! Başımızın bakanını tepetaklak eden at böbreklerinden rahatsızlanıp hayata gözlerini yummuş. E bize ne? Eşekten düşmüş karpuzlara da haber yapılmasını talep ederek ayrılıyorum bu konudan. 

****

Geçenlerde yapılan yarışma, İstiklal Marşını en güzel okuma yarışması idi. Mini mini birler ve bir kaç üst sınıf çocuklar kendilerini parçalarcasına İstiklal Marşı okudular. Çocukların girdiği şekli , ailelerinin verdiği gazı, kaybeden çocukların yaşadığı travmayı izlerken en çok bu fikri akıl eden her kimse ona sevgilerimi sundum.

****

Yayın akışımızın sonuna geldik efendim. Mutlu akşamlar türkiye, her nerede yaşıyo ve yaşatıyorsanız, yeterki sizin havanız iyi olsun.




Şimdi Reklamlar

26
11 - 2007


 Vodafone, Telsimden aldığı bayrakla son sürat koşmaya devam ediyor. Tarifeleri olsun, kapsama alanları olsun hiç ilgimi çekmiyor açıkcası, benim dikkatimi çeken Vodafone reklamlarındaki gerzeklikler! Evet gerçekten her izlediğim reklam sonrası aklımdan şüphe ediyorum ; ben salak olmalıyım ki bana bu şekilde reklamlar izlettiriliyor. 

Ben bu satırları yazarken mesela, Barış, kız arkadaşına tam da kızcağızın doğum gününde  evlenme teklifi edecekken,  broşür bastıma telaşına düşüyor. Barış o kadar gerzek ki! Kızcağız önünde pastayla Barış'ı beklerken oğlumuz Barış fellik fellik ucuz matbaa arıyor. Hayatındaki öncelikleri beliryememeyen bir gerzek olan Barış'ın kızla evlenenemesi (!) tamamen hayatında Vodafone olmamasına bağlanıyor.

Öte yandan Aslı. Garibim sinemaya gidip hayatının aşkıyla karşılaşacak. Ama o da ne? Tüm müşteriler birlik olmuş ofisi aramış. Ofisteki diğer insanlar cephesinde durum karışık. Birinin arabası bozuk, diğeri hasta olmuş. Sloganımızsa şu :" Müşterileriniz aradığında o sırada hattı müsait olan elemana telefon düşse ne hoş olmaz mı" Olur tabi şekerim de, bunu Aslı'nın bu sebeple hayatının aşkıyla tanışamamasına nasıl bağlıyorsunuz! Zaten biri yolda kalmış diğeri de hasta. Nasıl görüşsünler müşteriyle. Evet biz seyirciler gerzeğiz.

devamı >



Cengiz Bey, Kadınlar Gerçekten Sever

27
09 - 2007

Cengiz Semercioğlu Hürriyet'in Kelebek ekinde bugünkü yazısında Emre Altuğ'un Çağla Şıkel'le çıkmaya başladığında hakkında "tek gecelik ilişki diye görüyordum"  lafına Çağla'nın bozulması gerektiğini, Ayşe Arman'ın dünkü yazısında kadınların affediciliğinin gerçek bir durum olmadığını savunmuş ve kadınlara sormuş. Bir kadın hakaret yediğinde bunu ömrü boyunca unutmaz mı diye.
http://kelebek.hurriyet.com.tr/yazarlar /7369136.asp?yazarid=105
İşte Cevabım:
Kadınlar tuhaftır Cengiz Bey. Tanrı vergisi mi bilinmez, hisli yaratılmışız. İçimizde öyle bir sevgi arayışı var ki.. Belki parçalanmış ailelerimizin, ya da parçalanmayan ama mükemmel olmayı başaramayan ailelerimizin sevgi eksikliğiyle yürüyen ilişkilerinden mirastır bize, belki de sevginin en yüce değer olduğunu yaradılışta içimizde -biliçaltı düzeyinde- hissettiğimiz içindir. Ne olursa olsun, bizi besleyen şey, sadece sevgidir.
devamı >



Ampul demokrasi

15
08 - 2007

Ve sonunda bir kaleyi daha düşürdüler. Cumhuriyetle hesaplaşmaya and içen neo yıkıcılar ile, takkeli liboşlar, entel dantel demokratlar bi muradlarına daha erdiler. Emin Çölaşan 22 yıllık gazetesinden yalakalık ve ihale diyeti olarak kovuldu. Merak etmeyin daha çok kale ve kelle uçacak.
Neler olacak neler?
Doğan medyasının paçavralarını okumumakta ne kadar haklıyız gördük.
Bu arada Yılmaz Özdil'i anlamakla birlikte Hürriyete geçişini eleştiriyorum. Gönlüm yakıştıramadı ne yapayım?



Hapse Girme Modası

11
08 - 2007

Yaz geldi. Yaz ortasında seçimi yaptık ve tüm yazı siyaset konuşarak geçirdik. Biraz da MODA dan bahsetmek istiyorum ben daha yaz bitmeden.

Evet bayanlar, bu yaz Paris Hilton öncülüğünde bir akıma kapılmış görünüyoruz.  Paris Hilton'un Türkiye şubelerinden Tuğba Özay da bugün itibari ile bu modanın öncülerinden olduğunu göğsünü gere gere gösterdi!

Yeni moda akımımız : Hapse Girmek!

"Rulet" adı verilen operasyon ile Susurluk hükümlülerinden Yaşar Öz ve saz ekibi hapse girer girmez Tuğba Özay da tutuklandı! Tuğba Hanım'ın gözyaşı sel misali aktı! Tuğba Hanım mağdur! Öğrendiğime göre iki gündür kıyafelerini bile değiştirememiş! Düşünebiliyor musunuz hanımlar, koskoca iki gün!

Kendilerine buradan hicaz makamından "Oh Olsun" adlı güzide eseri armağan ediyorum. 




Hasret bitiyor

04
08 - 2007

fox tv'de yeni bir yarışma var, pek yeni değil sanırım ama ben yeni tanıştım,  bir kız iki  yaşlı adam arasında hangisinin babasını olduğunu bilmeye çalışıyor, ve evet bu bir yarışma bildiğiniz insanların ünlü olmak için çıkıp türlü şaklabanlıklar yaptığı yarışmalardan biri, hatta olay o kadar dramatik ki buraya birşeyler yazmak için olayın dramatik yönlerini anlatmaya gerek yok,  olayı haber halinde yazsak bile ortaya çıkan tablo neredeyse komedi programlarından fırlamış gibi.

devamı >